9 Eylül 2016 Cuma

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 10

Tekneye doluşan gençlerin kahkahalarıyla, dalgaların ve rüzgarın sesi birbirine karışıyordu. Kadriye tekneye adım attığı andan itibaren sanki Tolga’nın şeytan tüyünden nasibini almış gibi onun, etrafında toplanan kalabalığa yaptığı esprilere sesli gülücüklerle karşılık veriyordu. Ozan ise teknenin kalkışında Cafer kaptanla yolculuk hakkında bir görüşme yapmak için gruptan uzaklaşmıştı. Geri dönerken duyduğu sesli gülücükler, içindeki karmakarışık duygulara tuhaf bir yanma hissi ekledi. Yönünü değiştirdi, teknenin en tenha ucuna doğru ilerledi. Derin derin nefes aldı… Bütün yıl bunun hayalini kurmamış mıydı, öyleyse neden kaçıyordu ki? İstediğin şey için uğraşmak gerekmiyor muydu? Niye saklanıyordu? Sesi de güzeldi Ozan’ın… Okul korosunda hep bir solo şarkısı olurdu. İsmine çekmişti belki de. Aklına parlak bir fikir geldi. Hızlı adımlarla kalabalığa doğru ilerledi. Ve yine tanıdık bir kahkaha seni… Ah, bu kız onu gülüşüyle hem mutlu ederken, aynı zamanda nasıl bu kadar üzebiliyordu? O Tolga’nın suratına şu an zevkle bir yumruk geçirebilirdi! Dişlerini sıktı! “Ha gayret, başla Ozan” dedi. Önce ellerini çırparak herkesin dikkatini kendi üzerine çekti. “Arkadaşlar bir önerim var, Cafer Kaptan bizi en güzel koylara götüreceğine söz verdi, bu güzel gezimizde biz de aramızda şarkı söylemeyi sevenler varsa onlara eşlik etsek, ne dersiniz?” Islık sesleri ve alkışlar yükseldi… “Gönüllü var mı?” Ve sessizlik, herkes yere ya da yana doğru bakışlarını kaçırdı. Ozan gözlerini Tolga’ya dikti. Göz göze geldiklerinde “Ne dersiniz, Tolga’nın bu neşesini sahnede de görelim mi?” diyerek alkış ve ıslık seslerini tekrar yükseltti. Tolga kaşlarını olmaz anlamında yukarı kaldırıyor, suratındaki neşeli ifade yerini tedirginliğe bırakmış görünüyordu. Ozan tekrar söze girdi, “pekala ilk gönüllü ben olacağım.”

SÜHEYLA ATALAY 10

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 9


 Ozan memnuniyetsizligini ifade etmek için dudak büktü. Aslında çekingen bir karaktere sahip olan Elif ise kendisinden hiç beklenmeyecek bir şekilde lafa girdi "rahat bıraksana insanları, belli ki yalnız vakit geçirmek istiyorlar" dedi soran gözlerle Ozan'a dönerek. Oysa ki tam aksini duymak için dualar ediyordu icinden. Kadriye hemen atıldı "yoo hep birlikte plan yapabiliriz hatta bu çok güzel olur" diyerek işveli bi kahkaha patlattı.
İşte yine aynısı oluyordu; Ozan'ın göğsü sıkışıyor, aldığı nefes sanki ona yetmiyordu. Kıskançlık ne berbat bir duyguydu. Ama eğer Kadriye ile bir ilişki istiyorsa bu duyguya alışsa iyi olacaktı. Çünkü Kadriye girdiği her ortamda dikkatleri üzerine toplamayı başarabilen oldukça güzel ve alımlı bir kızdı. Daha da kötüsü güzelliğinin farkındaydı. Ozan Tolga'nın Kadriye'ye olan bakışlarından hiç hoşlanmamıştı. Içten içe ona sinir oluyor bir yandan da ondaki enerjiye hayranlık duyuyordu. Ne kadar da neşeli ve hayat doluydu, Ozan da böyle olmak istiyordu ama Kadriye'nin yanında bir türlü rahat davranamıyordu.
Ozan sevinçle ellerini çırpıp "süper öyleyse, ilk plan benden. Kıyıdan bir balıkçı teknesi kiralayıp ilerdeki koylara gitmeye ne dersiniz?" diye sordu. Bu teklif bütün ekip tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Elif ise karmakarışık duygular içindeydi. Koca bir günü Ozan'la geçireceği için sevinse mi yoksa onun Kadriye'ye olan sıcacık bakışlarına şahit olacağı için üzülse mi bilemiyordu. Ama yine de bunca zaman bir "merhaba" bile diyemediği çocukla vakit geçirecek olmanın mutluluğu ağır basıyordu. 
Hep birlikte yakındaki bakkala gidip ihtiyaçları olan malzemeleri satın aldılar. Işte şimdi tüm günü teknede ve bilmedikleri koylarda geçirmeye hazırlardı. Tolga sıkı bir pazarlıkla teknelerden birini neredeyse yarı fiyatına kiralamayı başarmıştı. Bu çocukta şeytan tüyü vardı, enerjisiyle hemen herkesi etkisi altına alıyordu. Hep birlikte eşyalarını tekneye yükleyip yerleştiler. Pırıl pırıl mavi sularda arkalarında bembeyaz köpükler bırakarak hızla kıyıdan uzaklaştılar...

ASLI ŞANLI KARAMAN 9

5 Eylül 2016 Pazartesi

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 8


Ozan, o zamana kadar tuttuğu nefesini birden bıraktı. Dehşet içinde kalmıştı. Gerçekten gece ne olup bittiğini hiç hatırlamıyordu. Kendisinin kimseye zarar verebileceğine ihtimal vermese de, yanında başkalarına zarar verile ne müdahale edebilir ne de hatırlayabilirdi.Bir daha ,hangi sebeple olursa olsun, kontrolünü kaybetmeyeceğine dair kendine söz verdi. Biraz da cekinerek gruba yaklaştı. -Merhaba, ben Ozan,dün gece için sizlere teşekkür borçluyum, sağolun dedi. Tolga gizlice Elif'e göz kırparak -Asıl Elif'e teşekkür etmelisin, O'nun seni sahilde o halde bırakmaya gönlü razı olmadı, dedi. Elif Tolga'ya öldürücü bir bakış fırlattı ve Ozan'a dönerek hızlıca, -Önemli değil, kim olsa yapardım diyerek yürüyüp gitmek istedi. Ancak Ozan Elif'i durdurarak -Lütfen teşekkür etmeme izin verin, derken durakladı, -Hem ben sizi tanıyorum aynı okuldayız değil mi? Ozan'in gözlerinin içine bakarak gülümsemesiyle şaşırıp kalan Elif kendini toparlayıp -Evet yan sınıftayım, demeyi başardı. Tam da O'nun için görünmez olduğunu düşündüğü sırada! Ozan, yanakları birden gül rengine dönen bu güzel kızı, biraz minnet biraz da ilgiyle süzerek okulda nasıl olup da karşılaşmadıklarını soracaki ken arkadan bir Küçük Hanım,-Ozaaaan, yazlığa geldin ve benim haberim yok diye seslendi. Ozan'ın içinde güneş action bu ses tabii ki Kadriye'nindi. Beylerin hayran bakışları altında, etkisinden emin bir şekilde Ozan'ın yanına geldi.Yüzü aydınlanan Ozan neşesini saklayamadi -Seni yurtdışında o sanıyordum, Kadriye - Döndüğümü biliyorsundur dedi. Ozan -Evet bugün duydum, itiraf ediyorum. Kadriye -Tatil için harika fikirlerim var, sen de hepsinin içindesin haberin olsun diyerek Izan'ın koluna girdi. Tolga hemen atıldı, -Biz de bu planların içinde olmak isteriz "ozel" degilse diye sırıttı.
...ASUMAN FATMA KAPLAN - 8 ...

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 7


Annesine hamağı kaptıran ozan aylak aylak dolaşarak sahile indi. Bir gece önce kendisini bulan kampçılara bir uğrayıp teşekkür etmeye niyetliydi. Gençlerin bulunduğu yere gidince onların heyecanlı heyecanlı bir şeyler konuştuklarını ve bir yere baktıklarını gördü. yaklaşınca yerde kumlardan dışarı çıkmış bir kol gördü. Gençler dehşetle kola bakıyor, ne yapacaklarını tartışıyorlardı. Ozan korku ve panikle donup kalmıştı. Onu farketmeyen gençler kendi aralarında konuşuyorlardı: 
-Hey Elif burda dün senin ozan yatmıyor muydu? 
-Evet noolmuş?
-Kızım sakın birini öldürüp gömüp te üzerinde sızmış olmasın?
-Yok canım olur mu öyle şey?
-Neden olmasın kızım. Sevgilisini kıskanmış öldürmüştür. 
Ozan donup kalmıştı. Dün geceyi hiç hatırlamıyordu ki. Acaba? Yok canım. Sarhoş kafayla Ferit’le Kadriye’ye benzeyen birilerini sarmaş dolaş görüp... Hayır hayır. Ama hiç bir şey hatırlamıyordu.
Usulca geri döndü. Eve doğru yürümeye başladı. Ama eve gidip ne yapacaktı? O bir katildi. Kaçmalıydı. Geçen yıllarda oynayan dizideki Riçırd Kimbıl gibi ömrü kaçmakla mı geçecekti? Teslim olsa, yaşı küçük diye ceza indirimi alır mıydı ki? Yine de ıslahevinde yatmak, filimlerdeki gibi oranın eziyetine katlanmak zorunda olmak onu dehşete düşürüyordu.
Sahildeki gençler ise kola biraz daha yaklaştılar. Bir tanesi polis çağırmayı önerdi. Ama içlerinde en muzipleri olan Tolga polis fikrine sıcak bakmıyordu:
-Oğlum şimdi soruşturmadır, ifadedir canımız sıkılır, günümüz heba olur. Boşverin.
Bay sağduyu Metin polis fikrinde ısrarlıydı. Diğerleri de ona katılınca birisinin gidip bakkaldan telefon etmesine karar verdiler. (nıhahaha 89 da cep telefonu yoktu çocukların yaa)
- Polise ne gerek var, ben şimdi katili bulurum diyen Tolga kola yaklaştı ve tuttuğu gibi çekti. Kol elinde kalmıştı. Hepsi çığlık atmaya başlamışken Tolga kahkahalarla gülüyordu. Elindeki aslına çok benzeyen bir şaka oyuncağıydı.
...BİRGÜL YÜKSEL YILMAZ - 7 ...

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 6


Annesi oğlunun bu durumuna pek bir anlam veremedi..kahvaltıya otururken anlamsız bir ifade taşıyan yüzü şimdi capcanlı bir hale gelmişti…..içinden
- Gençlik işte ..diye geçirip kahvaltısına devam etti..
Gülerek mutfağın dışına çıkan Ozanın ardından
- Oğlum biraz daha yeseydin..diye seslendi..Ozan annesinin dediklerini duyacak durumda değildi..
Duyduğu güzel haberin etkisinden hala kurtulamamış olan Ozan bahçeye çıkıp kendini iki ağacın arasına gerilmiş olan hamağa öylece bırakıverdi..içi içine sığmıyordu…demek düşündüğü gibi değil di ha..aklına geçen yaz Kadriye ile ekmek fırınında karşılaştıkları gün geldi..o anları hatırladıkça kendi kendine kızıyordu..neden söylememişti ki…sokağın başına kadar beraber yürümüşler havadan sudan konuşmuşlardı..hamağın üzerinde iki elini kafasının arkasında birleştirip iyice yayıldı..bir yandan ağacın dalları arasında uçuşan serçeleri izliyor bir yandan da kendi kendine 
- Bu sefer mutlaka açılacağım ona…hele bir gelsin geçip karşısına her şeyi anlatacağım..
Bunları düşünürken dudaklarının arasından farkında olmadan dökülen kelimeler takıldı kafasına..—seni seviyorum Kadriye ..bir an irkilip oturdu hamağın ortasına…çevresine bakındı..çok şükür kimseler duymamıştı dediklerini..biraz sevindi ama eksik bişeyler vardı…bir yandan hamakta sallanırken içinde de birkaç defa ‘ seni seviyorum Kadriye ‘ diye geçirdi. Yine de eksikti bişeyler..Kadriye kendisi her ne kadar hoşuna gitse de ismi Ozanların apartmanlarının giriş katında oturan meymenetsiz kadınla aynı olunca tam içine sinmiyordu..Mahalleli ona Çatlak Kadriye lakabını takmıştı..akşama kadar binanın girişinde oturur girip çıkanı inceler ve herkesi lafa tutardı..
En iyisi sevdiğine başka bir isim bulmaktı..gözlerini kapatıp Kadriyeyi düşündü..çiçekler gibiydi…evet evet ona KIRÇİÇEĞİM .demeliydi…
Enesine yediği tokatla açtı gözlerini…annesi
-gündüz vakti düş mü görüyon oğlum…çekil de biraz biz hamağın tadını çıkaralım…
...RAMAZAN ARICI - 6 ...

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 5

Ertesi gün yarı sersem ve korkunç bir başağrısı ile uyandığında eve nasıl geldiğini hatırlamaya çalıştı. Sahildeydi ...sızmıştı...tanımadığı insanlar etrafındaydı...aralarından bir kız sanki ''Ozan '' diye seslenmişti...diğerleri adını ,evini soruyorladı...galiba onların yardımı ile eve dönebilmişti. Yüzünü yıkarken aynada hüznü ve acısını gördü. Yüzünü kuruladı ama acısını silemedi. Mutfaktan anne ve kardeşinin sesleri geliyordu. Saçını düzeltti .Derin bir nefes aldı.Yutkundu.Normal görünmek için kendini hazırladığını düşünerek mutfağa geçti. Annesi onu görünce '' Oğlum bu ne hal '' diye sorarak yanağından öptü. ''Hiiiç başım ağrıyor sadece '' diye geçiştirerek kahvaltı masasına oturdu. Karşısında kız kardeşi uzun uzun ve imalı baktı..gülümsedi...''abi biliyor musun ?'' Kardeşine bakti ''neyi '' der gibi... '' hani Kadriye var ya '' '' eee?''... '' Ferit le birlikte tüm kış İtalya' da öğrenci değişim programına katılmışlar. projelerini tamamlamaları gerektiğinden bu yaz buraya daha geç geleceklermiş. Orda çok yararlı ve güzel günler geçirmişler...Hatta Ferit 'in artık italyan bir kız arkadaşı varmış.Belki o da tatilde gelecekmiş''. Ozan ağzında lokmayla öylece bakakaldı...Tüm hisleri birbirine karıştı...en çok da yarım yamalak dinleyerek ,lafın sonunu bilmeden vardığı sonuçlara , varsaydığı ve üzülüp kederlendiği yorumuna ve hatta sahilde millete ''rezil olduğu durumuna kızgınlığını hissetti. Fakat ardından da hemen garip bir rahatlama geldi.Kafasını sallayarak, kendi kendine gülerek masadan kalktı. Mutfaktan çıkarken her iki eli başında kahkahayla gülüyordu...
...DERYA AYDIN MENGÜCÜK - 5...

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 4


Kızın adı Elifti.Elif şarkılar mirildanarak sahilde çıplak ayaklarıyla kumların üzerinde yürürken birden yerde yarı baygın yatan Ozan i gördü.Gözleeine inanamadi.Hayal mi görüyorum diye gözlerini sıkıca kapatıp açtı. Evet oydu.Okulda bir kerecik görebilmek için teneffuslerde sınıfının önünden defalarca geçtiği, karşılaştığı zaman donakalip bir merhaba bile diyemedigi,uğruna şiirler yazdığı Ozan.Ozan diye seslenmek istedi ama yine kelimeler boğazında düğümlendi. Yandaki boş şarap sisesini görünce gerisini geri koşarak kamp alanindakilere seslenmeye başladı.Yardim edin burda baygın birisi var galiba sarhoş.Kamp alanından birkaç genç hemen koşup geldiler.Ozanin durumunu kontrol ettiler.Nefes aldığını görünce dürterek uyandırmaya çalıştılar. Adı Ozan diye cılız sesli ve belli belirsiz bir cümle çıktı Elif in ağzından.Kensisi de şaşırdı dudaklarından kendinden habeesizce dökülen kelimelere.Ozan gözlerini yavaş yavaş aralayinca etrafında meraklı ve endişeli gözlerle kendisine bakan hiç tanımadığı insanları gördü. Nerede olduğunun ayirdim varamadi önce.Biraz daha gözlerini açmak için kendini zorlayinca şarap şişesi gözüne ilisti.O zaman hatırlamak başladı olanları.İste yine içinde o sızı.Yumruk gibi yüreğine çöken o tarif edilemez acı...
...NİLÜFER AY KURT - 4...

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 3

Ozan hızla sahile yürürken arkasından kızların kahkahalarının arasında Kadriye ve Ferit laflarını duydu. Bacakları felç olmuştu sanki olduğu yere çakıldı bir an. Kulak kesildi baştan ayağa. Evet, doğru duymuştu. Ferit ve Kadriye bütün kış… Gerisini dinleyemedi, yüreği yırtıldı sanki.
Neredeyse koşarak uzaklaştı kızların yanından. Ağladığını görmelerini istemiyordu. Bütün gün kendi başına dolaştı sokaklarda. Adımları onu fark etmeden kasabanın dışına taşımıştı. Öğle sıcağı yerini akşam serinliğine bırakırken kendini toparladı. Asfalt neredeyse erimişti ayaklarının altında. Yılgın, yorgun gerisin geri kendini sürükledi. Açlıktan, susuzluktan dili damağına yapışmış, gözyaşları yanaklarında kurumuştu. Bu kadar yolu nasıl geldiğini anımsamıyordu bile. Geri dönerken yolda rastladığı tanıdık büfeden bir şişe şarap aldı babam istedi diyerek yanına da biraz fındık, fıstık. Sahil yoluna vurdu kendini. Kimse kalmamıştır artık diye düşünüyordu, yalnız kalmaya ihtiyacı vardı.
Sahile varınca hiç tanımadığı kampçıların gelip çadır kurduğunu gördü. Sahilin bir ucu ormanlıktı, kampçılar oradaydı. Çamların altına kurmuşlardı çadırlarını. Kızlı erkekli grup ateş yakmış, gitar çalıp şarkılar söylüyorlardı. Sahilin diğer ucu yalçın kayalıkla sonlanıyordu. O da sahilin öbür ucuna gitti, bir kayanın dibine oturdu. Bu kıskançlık ne berbat bir duyguydu böyle. İçi eziliyordu. Hayatında ilk kez o gece şarap içti tek başına, ilk kez sarhoş oldu. Böğüre böğüre ağladı, kustu, en sonunda da plajda sızıp kaldı. Şarkı söyleyen grup şimdi sessizleşmişti. İçlerinden bir kız gülümseyerek ayağa kalktı
‘’Çok güzel mehtap var ben biraz yürüyüp geleceğim deniz kenarında sonra da denize gireriz belki ‘’
...SEVGİ ERZİ - 3...

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 2


Özlem yakalamıştı abisinin bakışlarını ' nereye bakıyorsun,niye oyalaniyorsun abi ?' Diye söylenmeye başlamıştı bile.Ozleme ne diyecekti ki ,Kadriye' yi merak ettiğini mi anlatsa dalga geçerdi onunla ,açıklama yerine birşeyler uydurmaliydi ama ne? Hiç birşey bulamadığında göre savusturmak en iyisiydi.' Nereye bakacağım ,özlemişim her yeri ,asıl sen beni gozetleyecegine önüne bak taşa takılıp düşeceksin saskin' dedi.Olmustu işte atlatmıştı Özlemi, ama hala aklı iki sokak gerideki evde, daha doğrusu o evin kapalı olan perdelerindeydi.Sahile giderken önlerinden geçtikleri her zaman uğradıkları bakkala uğramadan olmazdı di mi ? Ahmet amca tatlı mı tatlı bir ihtiyardi,erkenden dükkanı açıp eline bir gazete alıp gelip geçeni seyrederdi.Ozan ve herkes farkındaydı onun gazete okumayıp etrafı kolacan ettiğinin.'Ahmet amca biz geldik'diye Seslendi ona doğru koşarken. 'Oooo güzel kızım gelmiş sefalar getirmiş 'diye açtı kollarını tıpkı dedesiymis gibi .Ardından Ozanı görünce 'vayyyyyyy ozan ne kadar uzamissın bu ne yakışıklılık 'dedi.Kisa ama samimi muhabbeti arkadaşlarını bulmaları gerektiğini söyleyerek yarım bıraktılar. Sahile çok kalmamıştı aslında ama oyalaniyorlardi işte. Derken özlem, Ayşegül u gördü onlara doğru koşuyordu, 'nerede kaldınız dünden beri sizi bekliyoruz 'diye bağırıyordu koşarken. Sımsıkı sarıldılar kızlar çok Özlemislerdi birbirlerini koskoca bir kış ne çok şey birikmişti anlatacak ,mektuplar yuzyuze konuşmak gibi olmuyordu ki.Ozan ile aralarında epey mesafe olmuştu, gerçi ozanın işine geliyordu etrafı rahat rahat inceleme fırsatı olmuştu bu sayede.Adimlarini daha da hızlandırmasi bundandı, arkadan seslenmelerini bekle diye bağırmalarını umursamıyordu.
...ARZU YILMAZ ŞAŞOĞLU - 2...

İMECE ÖYKÜ BÖLÜM 1


Ozan çok heyecanlıydı. Koskoca bir sene bitmiş ve yine yaz gelmişti. Okul açısından başarılı bir seneydi 1989 yılı geride kalmıştı. Lise 1 bitmişti seneye Lise 2. Sınıf olacaktı. Her sene yazı büyük bir özlemle beklerdi çünkü her yaz yazlık evlerine giderlerdi ailece. Babası öğretmendi, çalıştığı okulun müdürüydü. Anadol arabalarına atlarlar yaklaşık 300 km bir yolculuktan sonra yazlık evlerinin olduğu o güzel sahil kasabasına varırlardı. Babaları bir süre sonra yaz sonunda onları tekrar almak üzere dönerdi. Yaklaşık iki üç aya arası bir süre orada kalırlardı.

Kardeşi Özlem’de çok heyecanlıydı tıpkı abisi gibi. İki kardeşin bu heyecanlarının sebebi tatil ve denizden çok yazlıklarındaki arkadaşlarıydı. Çok güzel bir arkadaş grupları vardı her sene çok güzel zaman geçirdikleri. Tatil bitince hepsi üzüntüyle ayrılırlardı. Sene içinde mektuplaşsalar da bu onlara yetmezdi. 
Ozan yazlığa geçen sene ilk defa gelen komşularının yeğeni Kadriye’nin yine gelip gelmeyeceğini merak ediyordu. Bir ay kadar kalmıştı Kadriye. Kendisiyle aynı yaştaydı. Çok akıllı ve bir o kadarda güzeldi. Açıkçası Ozan aşık olmasa da Kadriye’yi çok beğenmişti. Adresini alamadığı için mektup da yazamamıştı.
Tüm yolculuk boyunca heyecanlıydı iki kardeş. Ozan acaba Kadriye yine gelecek mi diye çok merak ediyordu. Akşamüzeri vardılar evlerine anneleri bir hafta önce gidip temizlemişti. İlk gün yine de yerleşme telaşıyla geçti. Akşam günün yorgunluğuyla erkenden yattılar. Sabah heyecan ve coşkuyla uyandılar. Kahvaltı yapmadan çıkmak isteseler de anneleri kahvaltılarını yapmadan izin vermedi. Hızla bir şeyler yiyip sahile doğru yürüdüler. Yoldan geçerken Ozan Kadriye’lerin evine baktı ama belli ki daha taşınmamışlardı perdeleri kapalıydı.
...OKTAY TOLGA BÜYÜKHİLAL - 1...

DR.SEVGİ ERZİ 6 DAKİKA YAZILARI - SİYAH

SİYAH

Yüreği metal kokan bir boş kovandı. İçine beni doldurdu. Bilmediği bir şey vardı; ben bu kovana ancak barut olabilirdim. Uzun zamandır ustaca kaçtığım zincirleri, prangaları göstermeden boynuma, bileklerime dolamış simsiyah, bomboş yüreğine hapsetmişti.
Nereden bilsin bu odacığa sığmayacak yapıda olduğumu. Barut işte boş kovana konur mu? Hele bir de aşk ile ateşlenince fitili. Hem ben hem de o infilak ettik tabii. Yıllardır böyle yüreksiz yaşamışken kalpten gitti. Kuru sıkı saçmalar gibi patladım tam yüreğinin orta yerinde. Otopsiye gelen doktor tek tek çıkarıp baktı organlarına. Hepsi sapasağlam yerindeydi. Dalak, böbrekler, karaciğer, akciğerler, barsaklar. Düşündü uzun uzun, bulamadı noksanını, yarasını. ‘’Bir şey eksik’’ diyordu ‘’sanki bir şey kayıp.’’ Tek tek özenle yerleştirdi eski yerlerine tüm organlarını. Güzelce dikti kapattı cildini de…
Hala bilmiyordu otopsi raporuna ne yazacağını. Dalgın dalgın düşündü neden sonra aklına kalp geldi. ‘’Buldum!’’ dedi ‘’kalbi yok.’’ Tüm boşluklara bakmış, her organı tek tek incelemişti ama kalpten eser yoktu bunun farkına bile varmamıştı. Fark ettiği sadece bir şeyin eksik olduğuydu. Kafasını takmasa bulamayacaktı da sebebi. Kalbi olmayan birine ilk kez rastlamıştı. Kalpten gitti yazsa kalbe ne olduğunu da yazması gerekirdi. Kalbi yok dese bunca sene nasıl yaşadığını nasıl izah edecekti? Kafası karışık düşündü kaldı morgda, ne olmuş olabilirdi?
Sevgi’yle
29.08.2016
11.23
Asm masamda
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...