Benim eşim çok sever yoldan insan toplamayı. Sayısız maceramız vardır yollarda. Sırtında kocaman çantası olan turistlerden tutun, işten çıkmış işçiler, okula yetişecek öğrenciler, otobüs parası olmayan gezginler… ve daha neler neler.
Arkada çocuklar olsa bile, hemen sıkışılır, yer açılır, ‘’ yazıktır bu havada, yolumuzun üstünde bırakırız ‘’ sözleriyle arabaya alınır ve çoğu zaman da yol üstünde bırakmaya kıyılamaz, gidecekleri yere kadar varılır.
Yıllar önce, klinik işletirken, eşimle birlikte bir otelde hasta baktık, dönüyoruz. Çocuklar yok arabada. Baktık yol kenarında üç delikanlı bekliyor. Akdeniz’in deli sıcakları. Yanlarında birer küçük çanta, yorgun ve terliler.
Her zamanki gibi durduk yanlarında. Çölde su bulmuş seyyah gibi gözleri sevinçten parlayarak arabaya atladılar. Yol uzun sayılır. Muhabbetsiz çekilmez.
‘’ Gençler nereye gideceksiniz ? ‘’
‘’Abi, bizi Otogar’a yakın bir yere atıverirsen,seviniriz. ‘’
‘’Hayırdır, otelde iş bulamadınız herhalde, sezon da başladı tabii, herkes önceden ayarladı çalışanını. ‘’
Bir tanesi atıldı hemen.
‘’Ben buldum iş, eşyalarımı toplayıp geri geleceğim ‘’dedi. Diğeri ‘’ Ben kendi memleketimde bir yere başvurmuştum. Kabul ettiler orada başlayacağım ‘’ dedi. Üçüncü genç boynunu büktü ‘’ Ben iş bulamadım abi, ihtiyaç da var ama ne yapalım, anca yol paramla dönüyorum, iş arayacak gücüm kalmadı ‘’ dedi.
Uzun bir dönem iş ve işçi bulma kurumu gibi çalışan eşim sordu tabii ki .
‘’ Ne iş yaparsın sen arkadaş ? ‘’
‘’ Asıl mesleğim sağlık memurluğu. Okulu yeni bitirdim. Devlete giremedim. Özellerden de cevap gelmedi. Ne iş olsa yaparım. ‘’
Eşim yan gözle bana baktı. Bense çaresizce ona baktım. Sanırım aklından geçeni anlamıştım. Ama doğru hamle olacağı konusunda kararsızdım.
‘’ Kalacak yerin var mı ? ‘’
‘’Yok abi . Kalacak yeri bırak, akşam yemeği yiyecek para kalmadı. Ancak otobüs biletine yeter param. Bir de gidince babadan fırça var abi ‘’
Eşimin yüzünde o çok iyi bildiğim ifade belirdi yine.
‘’ Kalacak yer, yemek ve üstüne de maaş ister misin ? ‘’
Çocuk bir an afalladı. Pencereden dışarı baktı. Döndü arkadaşlarına baktı. Dikiz aynasından eşime baktı. Şöyle bir yerinde kıpırdandı.
‘’Dalga mı geçiyorsun abi ? ‘’
O anda gerçekten de kendisi ile dalga geçildiğini düşündüğü o kadar belliydi ki.
Oysa ben eşimin dalga geçmediğini biliyordum. Klinikte dönüşümlü olarak gece kalacak birine ihtiyaç vardı. Lakin yoldan aldığımız birine kliniğin anahtarını teslim etmek ne kadar doğruydu bilmiyorum.
Ben bunları düşünürken, çoktan diğer iki genci Otogar’a bırakmış, kliniğin önüne gelmiştik. Çocuk hala şaşkın, olanlara inanamıyordu. Önce hep birlikte yemek yedik. Eşim yapılacak ve yapılmayacak işler hakkında bilgi verdi. Cebine de biraz harçlık koyup eve gittik.
Dedim ki; ‘’Biz ne yapıyoruz ? Hiç bilmediğimiz bir çocuğa kliniğin anahtarını teslim edip geldik, uyuyabilecek misin bu gece ? ‘’
Eşim gözlerimin içine baktı .
‘’ Eğer ben yanıldıysam, biraz para kaybederiz, çalışır yine yerine koyarız. Ama yanılmadıysam, bir gencin hayalini gerçekleştiriyoruz ve hayatını değiştiriyoruz. Sence buna değmez mi ? İstersen akşam yemek götürelim. Hem yemeğe para harcamasın, hem de senin için rahatlasın. ‘’
Evet, ben o gece sabaha kadar uyuyamadım. Ama eşim haklı çıktı. Biz o gençle, evlenmek ve yuva kurmak üzere memleketine dönünceye kadar çalıştık. Hem o’nun hayatı değişti, hem de bizim insanlara olan inancımız perçinlendi.
‘’Nereden buldunuz bu çocuğu ? ‘’ diyenlere de keyifle cevap verdik…
‘’Biz bu çocuğu yoldan bulduk…’’
Yazan: Huriye ÇAKMAK KELEŞ

Ya Muthissiniz.Biz korkumuzdan yoldan insan almaya dahi cekinirken,siz ise almışsınız.Sasirdim.
YanıtlaSil"Hayatlara dokunabilmek" için cesur olmak gerek zannederdim ama yürekli olmak gerekmiş...Kocaman bir yüreğe/yüreklere sahip olmak. İtiraf etmeliyim ki okurken içimde büyüyen şaşkınlık, hayranlık, sevgi ve saygıya rağmen "ama, aman ha" ları susturamadım :) İyi ki varsınız...Sevgiyle...
YanıtlaSil