Önce bir gül bulmam lazımdı
ve her sene olduğu gibi son dakikaya kalmıştı bu iş. Migros'ta yoktu, yanındaki
çiçekçide de. Bir çiçekçi nasıl mini gül getirmez Hıdırellez için aklım
almıyor. Neyse bulamadım diye pes edecek değildim ya atlayıp arabaya fidancıya
gittim.
Bahçeden girerken kırmızı
bir gül fidanı çarptı gözüme. İçeride daha güzeli olabilir diye hızlıca geçtim
yanından. Çiçeklere bakan iki adam vardı; sordum güller nerede diye? Meğer
onlar çiçekçi değilmiş benim gibi müşteriymiş. Bahçe sahibi serada imiş. Gittim
başında hasır şapkası çiçekleri sulayan bir adam var sırtı bana dönük.
''Bahçe sahibi siz
misiniz?'' diye sordum cevap yok..
''Güllere bakmıştım''
dedim; lütfen azıcık döndü...
''Görmediniz mi girerken?''
''Bir tane gördüm girişte
başka yok mu?''
''O en güzeli diye girişe
çıkardım''
''Başka gül var mı mini gül
bakıyordum ben'' dedim.
Bana dönüp dikkatle baktı
sert, güneş yanığı çehresinde yemyeşil bıçak gibi gözler. Neden mini gül
bakıyormuşum. Çattık ya dedim içimden tabii :)) Hıdırellez yarın onun için
dedim, anlattım geleneği. ''Ben bilmem, ilgilenmem de inanmam da'' dedi...
'Dua etmek için bir vesile
bir de bakın sizden gül almaya geldim siz de para kazanacaksınız bu işten...''
Azıcık şaşırdı o, bense güldüm..
İçinden bu sefer onun
çattık ya dediğini duydum sanki… La
havleli bir sabırla mini gülleri gösterdi, sarı bir mini gülü bu güzel işte
diye önerdi. Hala benim diyebileceğim bir gül görmemiştim ben oysa. ''Bu kadar
mı?'' dedim.
Adam derin bir nefes verdi
aşağıda istemediğin kadar gül var git bak istersen dedi. İkiletmedim bile
daldım arka bahçeye. Adam çaresiz beni kendi halime bıraktı. Gül fidanı tarlası
adeta gülistan...O mu bu mu derken pembiş pembiş gülücüklenen bir tanesi ''Beni
al beni al'' dedi...Aldım koca saksıyı elime mini gül değilse değil benimki bu
dedim içimden. Balkona koyarım orada durur..
Saksı elimde buldum
gönülsüz satıcıyı..Elime baktı ''Bunu nereden buldun sen?'' dedi. ''Ayrıldı bu
sahibi var.'' Nedense otomatik çıktı ağzımdan cümleler ben de satıcıyla beraber
duydum kendi sesimi;
''Benim o ben ayırdım
onu.''
Satıcıyla şaşkın bakakaldık
bir an.
''Tamam dedi bahçemin en
güzel gülünü bulmuşsun. Peygamber gülü derler adına, senindir.''
Gülümle ben mutlu mesut
evimize geldik...Hoş geldin gülüm!
Sevgi'den
Yazan: Sevgi ERZİ

Sıcacık bir öykü. Gülümseyerek okudum :) Yüreğinize ve kaleminize sağlık...
YanıtlaSil