19 Ekim 2016 Çarşamba

DR.SEVGİ ERZİ 6 DAKİKA YAZILARI - ANLAMADIM

ANLAMADIM



-Bak oğlum çatal şeklinde bulacaksın dalı, bak benimkine.
Elindeki sapanı gözüme sokarcasına uzatırken gözüm burnundan sarkan yeşilimsi sarı sümüğe takıldı. Bilinçsizce dilini çıkardı ucuyla sümüğe ittirir gibi dokundu. Ekşi, tatlımsı, peltemsi sümüğü fırk diye geri çekti burnuna sonra. Toprağa kaçan solucan gibi geri giriverdi sümük. Karanlık burun deliğinde kayboldu. Onun bu ustaca sümük çekme manevrasına büyülenmiş gibi bakakalmıştım. Bir daha görecek miyim diye bakarken;
-Bu gün cuma enseni kapa!
Koca şaplağı enseme patlatınca kendime geldim.
-Ne bakıp duruyosun hadi çabuk ol daha kuşları vuracaz.
-Bu olur mu?
Elimdeki dalı aldı ortasından ikiye çat diye kırıp ayırdı, attı omzunun üstünden.
-Ne aptal çocuksun anlamadım bir de baban öğretmen olacak? Sağlam dal bul yoksa elinde kalacak sapanın. Hadi çabuk!
Dalın kırılıvermesi benim suçummuş gibi utançtan ter içinde kalmıştım. Güneşten yanmış burnum kaşınıyordu. Kaşıyınca derim elimde kaldı. Burnum soyuluvermişti. Kıpkırmızı saçlarım, çillerim ve soyulduğu için ciğer kırmızısına dönüş burnumla onlara göre palyaçoya benziyordum. Ağladı, ağlayacak.
-Tamam len, bak bu işini görür. Hah tut şöyle lastiği gerelim. Sıkıca bağladık mı oldu da bitti maşallah.
Ağlayacağımı mı anlamıştı yoksa beklemekten mi bıkmıştı anlamadım ama hemencecik yapıvermişti sapanımı.
-Al dedi. Güzelce tut elinde. Şu taşı koy lastiğe çek, çek! Nişan al bak şu dalda bi kuş var tam ona nişan al. Bırak şimdi!
Bırak komutuyla iyice gerdiğim lastiği bırakıverdim. Taş uçtu, uçtu daldaki minik kuşun tombul göbeğine yastığa vurur gibi tok bir ses çıkararak vurdu. Lop gibi bir ses çıkmıştı hala anımsıyorum. Sonra kuş daldan aşağı düştü. Gözlerim kocaman büyümüştü. Minik kuştan kopan birkaç tüy arkasından döne döne yere süzülüyordu. Darmadağın kuş yerde zar zor nefes almaya çalışıyordu. Kuşu öldürdüm. Ben bir katildim. Panik içinde sapanı elimden attım. Avazım çıktığı kadar haykırarak eve koşmaya başladım.
-Anneeee!
Arkamdan nanik yapan, gülen çocuk sesleri geliyordu.
-Muhallebi çocuğu, muhallebi çocuğu. Kız Kerim nolacak! Kız Kerim, kız Kerim!
O günkü kadar bir daha hiç ağlamadım.
18.10.2016
21.02
Ev salon koltuk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...