14 Mayıs 2016 Cumartesi

ŞÜKÜRLER OLSUN BABAM ÖLDÜ - TÜLAY ÇONKIR GÜLER


Küçük çocuklar için anne baba çok kıymetlidir, bu kıymet bir zaman sonra sıradanlaşır. Günlük hayatta nasıl elimizi kolumuzu kullanırken o uzvun farkında değilsek, her şey sıradan geliyorsa işte o kadar sıradan hale gelir varlıkları, sevgileri. Küçük halimiz kadar muhtaç değilizdir onlara. Severiz, arada arar sorarız ama kendi kanatlarımız üzerinde uçmaya başlayınca , sorumluluklar artınca, dünya telaşı araya girince; bir görev , aradan çıkarılması gereken bir ödev gibi arar sorarız. Telefonu kapatır , hayatımıza devam ederiz. Sevmeye severiz de kendi evladımız kadar sık ve yüksek duygulanımla sarmayız……ta ki kaybetme korkusunu yaşatacak bir olayla karşılaşıncaya kadar.

Dört kız kardeşiz biz. Sevgi dolu, bizi hiç kırmayan , dışarıdan bakınca çok ciddi , ters gözüken ama pamuk kalpli bir adamdı benim babam.Benim babam dedim ya sanırdım ki en çok benim babamdı. Diğer üç kardeşim de aynı duyguları hissetti mi, bu hissi yaratan babamın başarısı mıydı hiç bilemedim. Cesaret edip soramadım. Alacağım cevaptan korktum sanırım. Kendimi diğerlerinden hep bir derece daha kıymetli hissettirdi bana. En çok bana güvendiğini, en çok beni sevdiğini düşünürdüm.

Sağlıklı bir adamdı, 69 yaşına kadar kendini delikanlı gibi hissettiğini, daha 18 yaşında olduğunu söylerdi. Arada baş ağrısından bahsederdi ama hiç sızlanmazdı.

Bir MR sonucu dünyamıza bomba gibi düştü. Kafa içinde on kafa çiftini saran , arka çukur tümörü tespit edildi. İyi huylu diyordu rapor. Ailedeki tek sağlıkçı benim. Herkes dönüp bana sordu ; ne olacak. Eh iyi huylu diyor, alınır biter sanıyorlardı. Büyük dedim , çok bir şey ifade etmedi. İyi bir cerrah bulunacak, gerekirse ülkenin en iyi ustasına ulaşılacak ve babam kurtuluverecekti. Çünkü iyi huyluydu.

Arkadan büyük savaşımız başladı. Babama bu haberi vermek tabi ki bana düştü. Çok sakin karşıladı, vade geldiyse ne yapalım dedi. Yok dedim babacım, o kadar kolay pes etmek yok. Pes etmedik gerçekten. Uzun soluklu bir mücadele verdik..Harika hocalar da gördük, nefret edilecek kadar etik dışı davrananlar da. İki büyük ameliyat ve özel bir ışın tekniği tedavi ile babacım 4 yıl kadar orta kalitede bir hayat sürdü. Sonra yavaş yavaş yatağa bağımlı hale geldi. Günden güne ağırlaştı ama bilinci hep açıktı.

Bu süreç bana babama tekrar çocukluktaki saflıkta sevgi gösterme, onu öpme koklama şansı verdi. Kaçınız babanıza ‘’ tatlım benim, tombişim, canımın içi diyorsunuz, durup durup öpüyorsunuz bilemiyorum ama ben hastalanmadan demiyormuşum. Bir fırsat yakaladım ve doya doya değerlendirdim.

Son altı ayı gözümüzün önünde eriyerek geçti. Ve benim kabuslarım arttı. Ne kadar daha kötüleşecekti, trakeostomi, decübit bizi neler bekliyordu. Yoğun bakıma kaldırıldı haberi şubat tatilinin ilk günü geldi. Tüm kardeşler memleketten uzak yaşıyoruz. Hemen toplandık. Bir haftalık bir yaşam mücadelesi başladı.

Orada da her gün daha kötüleşti.Onu son gördüğümde solunum cihazı bile akciğerlerin havalanmasına yetmiyordu. Yoğun bakım refakatçi odasında oturup uzun uzun ağladım ve ‘ Allahım eğer onu benim için tutuyorsan ne olur al artık , çektiği eziyet bitsin artık ‘’ diye dua ettim.Bu sırada kendimi daha önce hiç hissetmediğim manevi bir koridorla kaplı hissetmiştim. Bence babam da beni hissetti. Kalkıp eve gittim . Ben daha yoldayken, babamın 45 dakika resüsitasyonda uğraş verilmesine rağmen kurtarılamadığı haberi gelmişti. O benim hissettiğim, dualar ettiğim zamanlardı. O anda duyduğum acıyı ve rahatlama hissini ömrüm boyunca unutmayacağım sanırım. Bitmişti , acıları dinmiş, huzura kavuşmuştu. Tüm hastalık sürecinde ama özellikle son altı aydır yaşadığım korkular bitmişti.

Şimdi naçizane tavsiyem anne babanız yaşıyorsa gidin sarılın. Sevdiğinizi söyleyin, sevdiğiniz gösterin. Zor günler geçirdik ama aniden kaybetseydim ben bu fırsatı yakalamayacaktım. Ve anne babası ölen biri ‘’şükür ‘’ diyorsa eleştirmeyin. Bir evlat eğer babası öldüğünde ‘’ şükür öldü’’ diyorsa vardır bir bildiği.

Yazan: Tülay ÇONKIR GÜLER

1 yorum:

  1. Gerçek sevgi bu bence...Akılla, gönülle, taa içten, beklentisiz, karşılıksız sevmek, sadece "iyilik" halini dileyerek sevmek...Acıları dayanılmaz hale gelen can'ım arkadaşım için "Allah'ım n'olur isyan ettirmeden al emanetini" diye dua ettiğim günleri hatırlattı paylaşımınız...Mekanları cennet olsun..
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...