Sizlere daha önce tanıtımını yaptığım Mutfaktaki Teselli isimli kitabın yazarı Özlem Birsel Graves ile yaptığım e-röportajı sunmaktan mutluluk duyuyorum.
Özlem'in kitabı için sanırım en doğru tanım şu olur. Hayatın yemek sembolüyle samimi, hüzünlü, acıklı yer yer komik bir anlatısı: “Mutfaktaki Teselli”
Kitabınız Mutfaktaki Teselli ilk bakista bir yemek tarifleri kitabi izlenimi veriyor, okumaya basladiginizda ilk sayfalarda bir anı kitabı olduğunu sanıyorsunuz, derken yoğun analizler ve hayata dair derin sorgulamalarla örneğin. evlilik, yaşli olma hali gibi algıları okuyunca şaşırıyorsunuz. Kitabinizin türü sizce nedir?
Türler arasiı gezen bir kitap diyelim. Kitabım yemek tarifleri ya da bir kişisel gelişim kitabi olmadigi gibi gezi, anı, beden ve ruh sağlığıi kitabi da değil. Yemek bir sembol kitabimda, sevginin sembolu. Otobiyografik bir deneme de denebilir. Ayrıca, görevi bu olmasa da bir rehber kitap niteliğinde. Ingiltere’ye yolu düşenler icin yol gösterici ve aydinlatıcı. Noel etkinliklerinden, solucan toplama şenligine dek detayli hatta obsesif bir ton informasyonla dolu.
Niye mutfakta teselli ariyorsunuz?
Ben aslinda mutfakta yillar once ani ve erken kaybettigim annemin izlerini sürüyorum ve bu şekilde ona dokunmaya çalışıyorum. Bu dünyadan göçüp giden annemle artık aramızdaki en güçlü bağ yemek yapmak, ona erişmenin bir yolu bu. Tadlar, kokular, dokular, anilar, kelimeler hatta mevsimler bile gecmise gömülmüş sıradan bir çocukluk ya da genclik anımıza geri dönmemiz ve duygusal keşifler yapmamız icin yeterlidir. Yemek yaparken onun, ustamın beni izledigğini hayal ediyorum bazen, onun yaptığı gibi yapmaya gayret ediyorum yemeklerimi, bu beni teselli ediyor.
Kitabınızda tema olarak mutfak ve psikolojiyi ele aldınız. Bunun nedeni nedir?
Çünkü yemek ve ruh halimiz arasında görünmez bir köprü var. Örneğin derin ve ani mutluluk, aşk gibi duygular bizi bazen deli gibi yedirtirken bazen de yemeden içmeden keser. Tatlı, annemizin çocukluğumuzda bize uslu durduğumuzda verdiği mükâfat, üzüldüğümüzde ise elimize tutuşturulan tesellidir ve çoğumuzun ruhundaki karşılığı sevgidir.
Kitabinizda eskinin kiymeti uzerine ovguler de var. Peki sizce kitabiniz ayni zamanda nostaljik mi?
Bence degil, kitabimda gecmise ovguler yok degil özellikle de tadlara. Ancak gercek olan su ki, cocuklugumuza ait ozledigimiz o guzel tadlar , o mekanlar aslinda o zamanlar yanI basimizda o ani paylastigimiz arkadaslarimizla, hayatta olan yakinlarimizla bir butundur. Nostalji adi altinda gecmise dosedigimiz ovguler buyuk ihtimalle icinde bulundugumuz anin zorlugu ya da gelecekten yana olan umitsizliginden olsa gerek.
Peki Ozlem bu kitabi yeni kitaplar takip edecek mi?
Ilk kitabimi yazarken yazmanin çok zaman, konsantrasyon ve enerji isteyen bir süreç oldugunu anladım. Yazmakla da iş bitmiyor, edit ve basım aşamaları derken tahmin edilenden çok daha uzun zaman alabiliyor. Bununla birlikte bir kez yiyip tadini, verdigi hazzi bir daha hic unutamadiginiz bir yemek gibi insanin aklindan cikmiyor. Yeni kitabimin arastirma surecindeyim. Karanlik ve konusulmaktan pek hoslanilmayan ya da gormezden geldigimiz konulari seviyorum.
Bu kitabımda bir bölüm var. Adı “yaşlılık kokusu” Yaşlılık kokusu bizi bazen teselli eder, bazen de ürkütür, ölüm kokuyor derler ya, oysa bu koku ayni zamanda teselli edicidir bize ninelerimizi, dedelerimizi anımsatır. Tamamen bunu sorguladığım bir bölümdür. Yaşlılık ve ölüm teması bende merak uyandırıyor, bu konunun üzerine gitmek niyetindeyim. Hayatının sonuna yaklaşmış, ölüme yakın olan insanların hissettikleri çok ilgimi çekiyor. Belki de henüz o yaşa gelmediğim için ve kendi anne babamın yaşlılıklarını göremediğim içindir bu merak, kimbilir...
Akhisar seninle ortak noktamız. Çocukluğumuz, ilk gençliğimiz orada geçti. Çok fazla ortak arkadaşımız var. Akhisar deyince soylemek istedigin üç cümle?
Egeliyim, Akhisar’da buyudum. Dogup buyudugumuz, yakinlarimizin gomulu oldugu topraklar insan nereye giderse gitsin memleket olarak kaliyor. Akhisar benim icin gunesin sararttigi otlarin kokusunun hanimeli ve feslegene karistigi bir yaz ogle sicagi, ergenlik yillarim, ilk askin heyecani, balkonda yenilen aksam yemekleri, dingin, telassiz uzun zamanlarimizin oldugu naif gunler.
Kitabinizin otobiyografik bir deneme oldugunu soylediniz. Peki yazmak hayatinizda neleri degistirdi?
Kitabım ayrıntıda orta yaş ile birlikte sorguladığım kendi yaşamım ayni zamanda dolayisiyla yazma eylemi ruhen ve bedenen sancılı bir süreç olmakla birlikte bana şifa oldu. Çünkü yazarken aslında içimi döktüm, yazdım, yazdım hatta çizdim ve sonunda ortaya bu kitap çıktı. Yani bir bakıma yüreğimi serinletmek için yazdım diyebilirim. Hayata dair tatli, tuzlu ne varsa...
Çok teşekkür ediyoruz Özlem bizimle bu güzel söyleşiyi yaptığın için. Uzaklarda başka bir kültür içerisinde yaşamana rağmen bırak buraları unutmayı çevrendekilere kültürümüzü ve lezzetlerimiz anlattığın için de teşekkür ediyoruz, bu güzel kitapla tanışmamızı sağladığın için de. Yeni kitaplarını merakla bekliyoruz.Başarılarının devamını diliyoruz.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder