Artık
daldabir elmasıydım. Ol demişti olmuştum. Kıpkırmızı, mis kokulu. Ne zamandır
bu haldeyim bilmiyorum. Uzaktan sesler geliyordu.
-Yasak o…
-Sadece
bakacağız merak etmeyin.
-Geri
dönelim, buraya kadar bile gelmemeliydik.
-Bu kadar geldik
bari gelmişken bir görelim.
- Bakın
sadece, sonra hemen geri dönersiniz.
-Aman tanrım
bu o mu?
Havva tuttuğu
nefesini bu çığlıkla bıraktı;
-Çok
güzelmiş!
-Geri dönelim
Havva, çok fazla ilerledik!
-Devam edin
neredeyse geldik…
Sesler
gittikçe yaklaştı. Zümrüt rengi yapraklar hışırdadı. Birden rengârenk kuşlar
kanat çırparak havalandı. Attığı her adımda Havva’nın ayakları altında yol beliriyordu. Daha önce hiç
basılmamış bir yol. Adem Havva’nın arkasında daha önce hiç görmediği
güzelliklerle afallamış, tedirgin adımlarla geliyordu. Yılan hemen
arkalarındaydı. Elmanın varlığından ilk o haberdardı. Adem ve Havva’ya bir kere
anlatması yetmişti. Merak içlerinde yeşermişti. Şimdi korku ve heyecanla
bakıyorlardı etrafa. Kıpkırmızı daldabir elmasıydım ben, bir anda mis gibi bir
koku yayıldı bedenimden. İçimden gelen bir ışıkla parlamaya başladım. Kokum ve
rengim Havva’nın aklını başından aldı;
-Ne kadar
güzel. Ne kadar pürüzsüz. Ne kadar parlak!
Havva’nın
titreyen parmakları üzerimdeydi. Yavaş yavaş parmak uçlarıyla dokunuyordu bana.
Aldığı hazla tüm bedeni titredi. Kokumu içine çekiyordu bir taraftan. Gözlerini
yummuş derin derin nefesler alıp veriyordu. Avuçlarındaydım artık.
-Havva geri
dönelim, buraya geldiğimiz anlaşılacak yoksa…
-Tamam ama
sen de bir dokun bak ne kadar güzel, kokusunu içine çek. Buraya kadar geldin
merak etmiyor musun?
Adem
istemeyerek yaklaştı; Havva, Adem’in elini tutup parmak uçlarını elmaya hafifçe
dokundurdu. Adem bana dokunduğu anda sarsıldı. Bu neydi? Bedenine yayılan bu
hissi daha önce hiç tatmamıştı. O anda kokumu da aldı. Elleri benim
üzerimdeydi. Sessiz, soluksuz bekliyordum. Ne olacaktı? Tüm ümidim tam da bu
noktada geri dönmelerindeydi. Kıpkırmızı bir alevle yanan rengimi görmüşler,
bana dokunup pürüzsüz dokumu
duyumsamışlardı, kokum hala içlerine doluyordu ve ben konuşamıyordum. Ne biçim
bir cezaydı bu? Sessiz
bir sabırla bekliyordum başıma gelecekleri. Tam artık geri dönecekler nihayet
diye düşündüğüm anda Havva beni dalımdan kopardı dudaklarına götürdü, minik bir
ısırık aldı. Neden yaptı bunu anlayamadım, şoktaydım. Cezam daldabir elması
olmak ve ilelebet yalnız kalmaktı sanmıştım. Oysa parçalanıyordum. Beden sıvım
Havva’nın dudaklarından, diline yayıldı. Havva aldığı bu tatla şaşaladı. Bu
neydi? Yavaş yavaş çiğnedi beni, yuttu. Artık bir parçam Havva’nın içindeydi.
Paramparça oluyordum ve bir taraftan da Havva’nın bedenine nüfuz ediyor onunla
bütünleşiyordum. Neye uğradığımı anlayamamıştım. Eskisi gibi olabilecek miydim?
-Ne yaptın
Havva?
Adem
şoktaydı. Bastıkları yer sarsılmaya başlamıştı.
-Çabuk sen de
yap benim yaptığımı!
Adem bir an
tereddüt etti, bakışları Havva ve Yılan Arasında gidip geldi. Karar vermesi zor
olmadı. Havva’nın yolu tam şu anda onlardan ayrılmıştı bunu görebiliyordu. Ya
Havva’nın yoluna girecek ya da Yılan’la geriye dönecekti. Geleceği gözlerinin
önündeydi. Seçmek ne zor şeydi ve ne kolay! Eğildi Havva’nın ellerindeki
elmadan kocaman bir lokma kopardı. Bedeni aldığı tadın hazzıyla titrerken
etrafları parçalanmaya başladı. Artık hiç bir şey eskisi gibi olamayacaktı. Yok
olandan düşüyorduk boşluğa. Yere hep beraber çarptık. Her birimiz bir yana
dağıldık. Artık ne görebiliyordum ne duyabiliyordum ne de konuşabiliyordum. Bir
parçam Havva’da bir parçam Adem’de idi…Bedenimin büyük kısmı ise çarpmanın
şiddetiyle her yöne dağılmıştı. Artık tek amacım parçalarımı bulmak ve kendimi
bir araya getirmekti. Bunu nasıl yapacaktım?
Sevgi’yle
Sevgi Erzi 22.01.2016 ASM 09.10
Yazan: Sevgi ERZİ

Çok etkileyici...Yasak olanın çekiciliği miydi anlatılmak istenen, çekici olana karşı koymanın imkansıza yakın zorluğu mu, karar veremeyeceğim kadar güzel harmanlanmış duygularla betimlemeler...İyi ki yazıyor, iyi ki paylaşıyorsunuz. Yüreğinize sağlık...
YanıtlaSil