Çavdar Tarlasında Çocuklar (The Catcher in the Rye) Jeome David Salinger’in 1951 yılında basılan romanıdır. Türkçe’ye ilk çevirisi 1967 yılında Fransızca versiyonundan yapıldığı için “Gönülçelen” adıyla da bilinir.
Kitap, Holden Caulfeld’in kendi ağzından okuldan atılmasıyla başlayan üç gününü anlatır. Varlıklı bir ailenin oğlu olan Holden daha öncede iki okuldan atılmıştır ve eve gidip ailesiyle yüzleşmek istememektedir.
Kitaba karşı tepkiler yayınlandığı yıldan itibaren çok farklıdır. Alışılmadık ölçüde parlak diye nitelenen roman, aynı zamanda monoton dili, bol argo ve küfür içeriği, dini kötülemesi ve rastgele cinsel ilişkiyi anlatması nedeniyle ağır eleştirilmiştir.
John Steinbeck’in Fareler ve İnsanlar kitabından sonra Amerikada en çok yasaklanan ve okutulan kitap olmuştur. Kitabı okutan öğretmenler 70 yıllarda bile okuldan atılmıştır.
Salinger, romanın başarısının ardından film yapılması için , Samuel Goldwyn’in teklifini kabul etmemiş ve Billy Wilder, Harvey Weinsteinve Steven Spielberg gibi isimlere kitabın haklarını vermemiştir. Salinger bir defasında Jerry Lewis’in Holden rolünü oynamak için yıllarca uğraştığını anlatmıştır.
Salinger bir söyleşisinde “Çocukluğum o kitaptaki oğlanınkine çok benzer geçti ... insanlara bundan bahsetmek büyük bir ferahlama getirdi.” demiştir.
Kitabı çok beğenenler olduğu gibi vakit kaybı görenler var ki, kitapla ilgili yorum yaparken 1950 yılında yazıldığını ve o zamanın toplumsal değerlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kafası kavramlarla karışmış, hayata ergen memnuniyetsizliği ile bakan yolunu kaybetmiş bir genç olan Holden, ne kadar anne ve babasını eleştirse de ölen kardeşi, ağabeyi ve küçük kız kardeşine tapacak kadar sevgi besleyen bir çocuk ve yolunu bulmasını da bu sevgi sağlıyor.
Kitabın giriş cümlesi, edebiyat tarihinin en iyi 100 giriş cümlesinden biridir;
"Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını,tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum. Sonra, onlarla ilgili en ufak bir söz etsem, bizimkilere inmeler iner." (Coşkun Yerli'nin çevirisiyle)
Ve tabii kapanış cümlesi de en iyi 101 kapanış cümleinden biridir.; “Siz siz olun kimseye bir şey anlatmayın. Anlattınız mı bütün anlattıklarınızın eksikliğini duyarsınız.”(Coşkun Yerli'nin çevirisiyle)
Yazan: Mine GÜRÇİNER

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder