21 Nisan 2016 Perşembe

İŞTE KAPI - SEVGİ ERZİ

-Aç şunu!
-Olmaz anne…
-Aç dedim sana!
-Bakmasan daha iyi…
-Aç dedim!
-Kötü şeyler var orada, üzüleceksin, görmesen çok daha iyi…

Hırsla soluyordum, elimdeki telefonu kızın burnuna sokarcasına uzatıyordum. Kızım korkuyla büyümüş gözlerle bakıyordu bana. Ne diyeceğini bilemiyordu. Benimle koltuk arasında sıkışmış kalmıştı. Üzerine doğru eğildiğim için geri gidemeyince çöküverdi koltuğa. Çaresizce son bir itirazla baktı bana. Yapma anne diyordu sanki, yapmayalım. Bakmayalım ne olur? Hayatımız böyle sürüp gitsin işte. Sen yine ayıkla fasulyelerini, kaynat sütlacını. Sil, süpür evi ne var akşama babam da gelir içeriz beraber çorbamızı. Pazar sabahı yine kahvaltıya gideriz mutlu aileler gibi. Haftada bir dönerciye de gideriz tereyağlı iskenderimizi yemeye. Sonra erken rezervasyonla aldığımız tatile coşkuyla hazırlık yaparız aylarca. Güneş yanıkları ve kumlu mayolarla döneriz eve. Toz tutmuş olur ev bir haftada. Gelir gelmez havalandırırız evi. Sen süpürürsün ben silerim. Babama kahve yaparım alelacele edilen kahvaltıdan sonra.
-Güzel kızım ne de güzel pişirirmiş kahveyi der.
İçim şişti sanki içimde bir balon var. Patladı patlayacak. Kızımdan kaptı sözü iç sesim. Beni ikna etmeye çalışıyor, patlamak istemiyor. Yıl dönümlerinde altın setim, akşam baş başa yemeğimiz olur. Gece omzuna yatarım bazen o da öpüp kuru kuru bir an düşünür sonra mekanik okşar elleri yine. Öpücükleri çalıntı gibi. Çoktandır bu karanlık gölge büyüyor yüreğimde. Rüzgar ıslık çalmaya başladı dışarıda. Hava da patlayacak. Şimşekler çakıyor. Yağmur geliyor.
-Pencereyi kapa, rüzgar şiddetlendi çarpmasın!
Kızım gözleri akmayan yaşlarla kıpkırmızı sendeleyerek kalkıp gitti. O yetişene kadar deli bir rüzgar daldı içeri. Tülleri havalandırdı. Vitrinin üzerindeki melek biblosu düşüp kırıldı. Paramparça…
İçim sakinledi birden.
-Kızım gel ve aç şu telefonu.
Sesim o kadar derin ve sakindi ki. Kız anlamadı fırtına öncesinde olduğumu. Nasıl anlasın o kadar tecrübesi yok henüz.
Aldı telefonu. Uğraştı bir iki yeriyle.
-Oldu, tamam al dedi.
Mesajlar kutusu dolup taşmış.
Sevgilim seni özledim. Sevgilim neredesin. Sevgilim çabuk gel. Sevgilim..Sevgilim…
Hızla tarıyordum bu mesajları. İki üç yıllık mesaj var. Sevgilim diyen ben değilim. Ben niye sevgilim diyeyim ki? Kocam o benim. Başım dönüyor, içimde rüzgar esiyor. Kapıları çarpıyor ruhumun. İçim darmadağın. Yirmi beş yıllık kocam o. İki, üç yıldır da… Kızım telaş içinde, kolonyayla ovuyor bileklerimi.
-Annecim aç gözlerini, annecim bakmayalım demedim mi? Annecim…
Gözyaşları akıyor artık görüyorum. Burnu kıpkırmızı. Parkenin üzerinde yatıyorum… Biblo kırıklarının üstünde. Kırıklar batıyor sırtıma. Kalkmaya çalışıyorum, başım dönüyor geri yatıyorum. Bütün ev sanki dalgalı bir denizdeki gemi gibi sallanıyor. Parkeye bastırıyorum ellerimi düşmemek için. Ellerimi çiziyor kırıklar. O sırada kapı çaldı. Kız koşa koşa gidip açtı kapıyı.
-Babacım annem bayıldı, babacım…
Ayakkabılarıyla daldı içeri. Daha yeni silmiştim oysa yerleri. Kıpkırmızı bir suratla başıma gelip dikildi. Şimdi eğilse, çok pişmanım dese bana sarılsa… Sımsıkı, kucaklasa. Tekrar ağlamaya başladım. Gözyaşları yanağımdan yere damlıyor tıp tıp. Gözlerimi kapattım sımsıkı. Nefes almaya korkuyorum.
-Telefonumu karıştırdınız ha! Bir gün evde unuttum ve sen telefonumu karıştırdın! İşte bu kadar güvenin bana! Al işte gördün de! Ne geçti eline! Hadi bakalım! Gördün işte! Ne yapacaksın! İşte kapı! Hadi bakalım! Kimseye söylersen canını yakarım! Gördün işte! Ne yapacaksın!
Yazan: Sevgi ERZİ

2 yorum:

  1. "Hayatımız böyle sürüp gitse işte..." Keşke birileri şu "yaşama"nın tarifini tekrar yapsa...İçine bolca sevgi katsa, ilgiyle pişirip saygıyla sunsa. Ama her şeyden önce "Yaşam"ın içine girecekleri çer-çöpten temizlese...
    Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Sevgi'cim sen hep yaz diyorum .

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...