Patrick Bronte ve Maria Branwell 1812 yılında evlendiler.. 1813’de Maria, 1814’de Elizabeth, 1816’da Charlotte, 1818’de Emily, Yine 1818’de beşinci ve tek erkek çocuk Branwell, 1820’de Anne doğdu. 1821’de son yedi yılda altı çocuk doğuran bir düşük yapan Maria öldü.
Ufak bir kasabada papazlık yapan Patrick altı çocukla kalakaldı. Fakirlerdi. Evlerindeki tek zenginlik oldukça iyi olan kitaplıklarıydı. Yıllar sıkıntılarla geçiyor çocuklar büyüyordu. Maddi yetersizlik nedeniyle en büyük iki kız Maria ve Elizabeth, şartları çok kötü olan, çocukların sağlam gidip hasta döndüğü bir yatılı okula gönderildi. Soğuk, açlık ve hastalıktan kurtulamadılar. Beş hafta arayla ikisi de öldü.
Kalan üç kızın üçü de okumaya ve yazmaya meraklıydı. Günümüzde klasik olmuş romanlar yazdılar ama yaşadıkları yıllarda kadınların kitap yazması olağan dışıydı. Yayıncı kendi adlarıyla kitaplarını basmayınca ilk kitaplarında Currer Bell, Ellis Bell, Action Bell isimlerini kullanmak zorunda kaldılar. Kalan kardeşlerden ilk önce tek erkek olan Branwell öldü, altı ay sonra Emily onun hemen ardından da Anne öldü. Geriye sadece Charlotte kalmıştı. Ve aralarında sadece o evlendi. Hayatta başına gelen en iyi şeydi bu çünkü en büyük hayali bebek sahibi olmaktı. Balayından kısa süre sonra hamile kaldı aylardan Eylül’dü. Aralık ayında vereme yakalandığını öğrendi, izleyen Mart ayında karnında taşıdığı bebekle birlikte öldü. Bronte kardeşlerin hiç biri 39 yaşını geçememişti.
Bu kasvetli öyküyü niye anlattın ki bize diyeceksiniz belki.. Yüzlerce örneği vardır belki de, ne ayrıcalığı var ki bu ailenin.. Dikkatle okuyanların gözünden kaçmamıştır eminim. Onlar dünyayı terk etmeden önce bize hem İngiliz hem dünya edebiyatının en güzel romanlarından ikisini bıraktılar..
Jane Eyre (Charlotte Bronte) ve Uğultulu Tepeler (Emily Bronte)
(Elliot Engel’in “Oscar Nasıl Wilde oldu” kitabından yararlanılarak öyküleştirildi)
Yazar: Fatih Şua TAPAR

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder