Hasta bekleme sırasında ismini gördüm Ayla Hanım’ın. Yüzümde bir gülümseme oldu. Gözümün önünde gülen gözleri, şık ve bakımlı hali,’’iyi günler doktor hanımcım’’diyerek içeri girişi belirdi.
Hemen içeriye davet etme tuşuna bastım.4-5 saniyelik koridoru geçme süresinden sonra kapı açıldı.
Bir gariplik vardı. Ayla Hanım, hiçbir zaman kapıyı vurmadan içeriye girmez,hatta kapıyı tıklatıp ‘’buyurun’’dememi beklerdi.
Her zaman özenle taranmış ve toplanmış olan saçları, gelişigüzel bir toka ile ensesinde toplanmış, yüzü solgun, gözleri ışıksızdı.
İçeriye girdi. Koltuğa yöneldi. Kendini bitkin bir şekilde koltuğun üstüne bıraktı. Şaşkın bakışlarla onu izliyor, ne diyeceğimi bilemiyordum.
Birkaç saniye süren ama eminim ki ona da saatler gibi gelen bir sessizlik oldu.
‘’Hoş geldiniz Ayla Hanım’cım’’ dedim.
Başını kaldırdı, gözlerime baktı. Gözleri buğulanmış,göz yaşları her an taşmaya hazır bir ırmak gibi pusuda bekliyordu.
‘’Doktor Hanım’cım, ben kardeşimi kaybettim’’ dedi. Başını tekrar önüne eğdi ve gözünden süzülen, artık söz geçiremediği göz yaşlarını gizlemeye çalıştı.
Önce yutkundum. Hem boğazımdaki düğümü aşağılara itmem, hem de ne söyleyeceğimi planlamam gerekiyordu.
Bazen ne söyleseniz boştur ya. Hiç bir şey duygularınızı anlatmaya yetmez.Susmak, sadece susmak istersiniz.
Bazen ne söyleseniz boştur ya. Hiç bir şey duygularınızı anlatmaya yetmez.Susmak, sadece susmak istersiniz.
‘’Çok üzüldüm Ayla Hanım’’dedim.
Benim için sevdiğim bir hastam adına üzülmek olan bu kayıp, Ayla Hanım için yaşam ışığını yitirmekti.
Bundan bir süre önce kanser şüphesi ile tetkikleri yapılmış, her safhasında ‘’ kardeşim duyarsa çok üzülür,iyi olmam lazım’’diyerek metanetini korumuştu.
73 yaşındaydı ve yıllar önce eşini bir kazada kaybetmişti. O günden sonra hayattaki tek yaşam amacı kardeşi olmuştu. Her gelişinde muayene sonrası yaptığımız kısacık sohbetlerde, hayatına dair çok fazla bilgim oluşmuştu.
Bu aile hekimliği böyle bir şeydi sanırım. Bir süre sonra gerçekten aileden oluyorsunuz. Hastalar kapıdan girerken evde kavga mı etmişler,moralleri mi bozuk,mutlu bir haber mi getirmişler,hepsini anlıyorsunuz.İşte Ayla Hanım da hayatına girdiğim,hayatıma küçük dokunuşlar katan öyle bir hastamdı.
Ne söylesem boş, ne yapsam anlamsızdı. Baktım...Çantasını açıp içinden titreyerek mendil arayan ellerine baktım…Gözlerinden,kırışmış yanaklarında yol yapmış,çenesine doğru inen göz yaşlarına baktım…
‘’Ayla Hanım size sarılabilir miyim ? ‘’ dedim.
Sadece sarıldık ve sustuk. O anda, ben onun acısını yüreğimde hissettim.O da benim susarak söylemek istediklerimi anladı.
‘’Sizin sağlığınız benim için çok önemli. Hastane kontrollerinizden sonra , bana da bilgi verirseniz sevinirim’’dedim.
Kapıdan çıkarken geri döndü.
‘’Görüşemezsek….’’dedi.
‘’Ben sizi bekliyorum ‘’ dedim.
Yazan: Huriye ÇAKMAK KELEŞ
“Görüşemezsek...” Ölümün tüm gücüyle yüzümüze vurduğu “bugün var-yarın yokuz” duygusunun tek kelimeyle anlatımı… Duygudan duyguya geçtiğim, yanı başınızda tanık olduğumu hissettiğim yaşanmışlığınızın aklımda bıraktığı… Hangi yaşta olursa olsun ölüm hep erken, hep acı. Ölüm karşısında hep kaybeden, canı acıyan, çaresiz kalan insanoğlu, çaresizliğini, güçsüzlüğünü iliklerinde hissediyor…
YanıtlaSilSusmak… Kelimelerin anlamsızlığında en anlamlı paylaşım. Hele bir de sıcacık bir kucaklamayla “seninleyim, seni seviyorum” ile taçlandırıldığında paha biçilemez…
Kaleminize sağlık…
Değerli yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSilHuriye Çakmak Keleş
Değerli yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSilHuriye Çakmak Keleş
Mesleğimiz gereği pek çok insanın hem acısına hem de sevincine yani kısacası yaşamına tanık oluyoruz... kaleminize sağlık doktor hanım cok güzel ifade etmişsiniz.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim Vildan Hanım. Sevgiler...
YanıtlaSilHuriye Çakmak Keleş