12 Haziran 2016 Pazar

LASTİK KIZLA ÇELİK ADAMIN AŞKI - SEVGİ ERZİ



Lastik kız çok mutluydu. Hiç bu kadar kendinden emin, konuştuğu zaman sesi çın çın çınlayan, kararlı bir adam tanımamıştı. Çok düzgün bir adamdı. Âşık oldu tabii ki. Çelik adam küçük dağları ben yarattım diye kabara kabara dikilen bir adamdı. Hiçbir şey onu etkilemiyordu. Olduğu yerde dimdik duruyordu. Çelik bir top kadar kusursuzdu. Hiçbir pürüz yoktu üzerinde ona göre.

Lastik kız ise bazen hoplaya zıplaya bazen de yerde sürüne sürüne ilerlerdi. Bir engel çıktı mı önüne; ya üstünden ya da yanından dolanır geçerdi. Esnerdi. Bazen uzun bazen de kısa olurdu. Bazen sert bazen yumuşak olurdu hatta havaya göre. İlginç gelmişti adam ona. ‘’Ne kadar kararlı’’ diye düşündü.

Adama da kız ilginç gelmişti. Karşılaşınca şöyle bir bakıştılar. Birbirlerine hızla çekildiler sanki. Temas ettiler. Çelik adam olduğu gibi duruyordu. Lastik kız ise ona sarılmıştı. Geniş bir yüzey teması oldu aralarında. İkisi de çok mutluydular. Zaman o kadar güzel geçiyordu ki. Kalplerindeki aşk kuşu şakıyor, en güzel şarkılarını söylüyordu. Dünya rengârenk olmuştu. El ele, diz dize, göz göze bir aşk yaşıyorlardı. Birbirlerine doyamıyorlardı. Daha ayrılmadan özlemeye başlıyorlardı. Sanki cennetteydiler, çok mutluydular. Aşk böyle bir şeydi işte, yaşarken cenneti tatmaktı.

Gel zaman git zaman vakit geçti. Ufak tefek fikir ayrılıkları başladı aralarında. Lastik kızın esnek olması Çelik adamı kızdırıyordu.

‘’Benim gibi ol’’ diyordu.
‘’Benim yaptıklarımı yap’’

Kız ise ona hak vermeye çalışıyordu ama yine de içindeki ses;
‘’Niye onun gibi olacakmışım? Başka türlü de olabilirim. Haklı bile olsa her zaman onun gibi olmamı nasıl bekleyebilir?’’

En sonunda şiddetli bir kavgaya tutuştular.
‘’Çelik gibi ol.’’
‘’Olabilirim de olmayabilirim de…’’
‘’Benim gibi olmazsan seninle konuşmam!’’

Çelik adam hep bu tehdidi yapıyordu. Lastik kız ise alttan alıyordu o zamana kadar. O an kararını verdi. Çelik gibi olacaktı evet.
‘’Hep tehdit, hep tehdit! Konuşmazsan konuşma!’’

Çelik adam şok geçirdi. Lastik kızın böyle davranacağını hiç beklemiyordu. Aralarındaki bağ koptu. Ayrıldılar birbirlerinden. Lastik kız o anda fark etti ki aslında Çelik adama sarılan kendisiydi. Çelik adam olduğu gibi durmuştu sadece. Hiç değişmeden, hiç kıpırdamadan hatta. Lastik kızsa esnemiş, onu kollarının arasına almıştı. Çelik adam onu hızla itince bomboş kalan kollarının arasına baktı. Çok şaşırmıştı bu duruma. Sonra yavaşça tekrar esnedi. Kendini toparladı. Tek başına olduğu forma geçti yeniden. Ve tekrar yoluna devam etti. Çelik adam arkasında hep aynı, hiç kıpırdamadan, olduğu yere çakılı duruyordu, hiç değişmeden.

Sevgi’den

03.06.2016 11.26 Tüysüzler

Yazan: Sevgi ERZİ

BEN ARTIK KOCAMAN OLDUM - TÜLAY ÇONKIR GÜLER



Ben artık kocaman oldum, annem öyle söylüyor. Abla olacakmışım, yaşasın. Kardeşim gelince hiç canım sıkılmayacak, hep oyun oynayacağım onunla. Bir de ne desem yapacak, tabi yapar , ben annem babam ne dese yapıyorum. Madem büyüdüm o da beni dinleyecek.

Ben çok zekiymişim, dünyanın en akıllı çocuğu.Bunu nerden mi biliyorum, annem öyle diyor. Arkadaşlarımın hepsinden daha özelmişim. Öyleyim galiba. Annem , babam, anneanem, babaannem, Ahmet dedem , Hulisi dedem bana hep prensesim diyor. Aman o oyunu öyle güzel oynuyor, aman her şeyi hemen öğreniyor, aman çok zeki, aman çok güzel….Biraz korkuyorum, eğer yüzümde sivilce dedikleri o pis şey çıkarsa da çirkinleşirsem, yada okula başlayınca sınıf birincisi olamazsam beni sevmeyecekler mi ?

Şapşal Ayşe geçen gün sen aptalsın dedi bana. Çok komik , hiç üzülmedim, ağlamadım da . ben çok akıllıyım bikere akıllım dedim ona. Asıl aptal O. Annem diyo ki onun annesi de aptalmış. Herkes bana akıllısın derken o ne bilecek
. ………………………………………….

Annemin karnı gittikçe büyüyor. Kardeşim de kız olacakmış. Adını koymak için bütün aile uğraşıyor. Benim adıma yakın bir şey olsunmuş. Ablası gibi harika olsunmuş. Olsun , benim kadar harika olsun. Aptal Ayşe kardeşini kıskanıyor diye çok gülüyor annemler. Hep alay ediyorlar onunla ve annesiyle. Ayşenin annesiyle konuşurken ‘’üzülme canım, olur ‘’ falan diyor ama annemle anneannemi duyuyorum hep arkasından konuşurken. Bir çocuğu terbiye edememiş.
………………

Kardeşimin yatağı hazır , yarın annem hastaneye gidip onu oradan alacakmış, anlamadım ama sorunca sen küçüksün anlamazsın diyorlar. Hani büyümüştüm. Şu büyükler de çok tuhaf. Nereden ve nasıl gelecekse gelsin şu kardeşim. Annem son zamanlarda sadece onun gelmesi ile ilgili konuşuyor. Hep hayal kuruyor, çok çabuk yoruluyor ve artık benimle oynayamıyor. Artık gelsin de her şey eskisi gibi olsun. Sıkıldım beklemekten.

Bebek geldi. Küçücük kırmızı suratlı bir şey. Hep ağlıyor. Annem onu hep kucağında tutuyor. Onun memeye ihtiyacı varmış bir de annemin kucağında durmaya.Ben de gidip annemin kucağına oturayım dedim herkes güldü. Bebek miymişim, koca kızmışım. Canım sıkıldı. Neden sadece kardeşimle ilgileniyorlar anlamıyorum. Ben de çocuğum, tamam ablayım ama anneme de sarılmak istiyorum. Sevmedim bu abla olmak işini. Zaten benimle de oynamıyor.

Dedemlerin ikisi de bana habire şeker çikolata alıyor. Beni her zaman daha çok seveceklermiş, ilk göz ağrısıymışım (ne demekse), o pis kakalı şey yerimi dolduramazmış …ama ben oyun oynarken bir bakıyorum küçük hanım hooop kucakta. Beni görünce hemen bırakıyorlar. 

…………………………………………………………….

Artık annem bana prensesim de demiyor. Koş kızım bez getir, koş ıslak bezi getir, gürültü yapma, amma da yaramaz oldun, kardeşin,kardeşin,kardeşin………offf götürün bunu geldiği yere bu oyunu sevmedim. 
……………………………………………………………

Bugün aile doktorumuza gittik. Benim de gelmemi istemiş ebe teyzem. Tansiyon mu ne bir şey yaptılar. Önce biraz korktum sonra balon gibi şişecek dedi doktor teyzem .güldürdü beni. Kaç kiloyum , boyum uzamış mı diye baktılar. Kardeşimin de muayene olması lazımmış ben koltuğa oturdum akıllı akıllı. Doktor teyzemin verdiği çilekli şekeri yedim. Annem habire konuşuyor, kardeşimi anlatıyor. Çok başka bir bebekmiş. Uykuları çok düzenliymiş mesela , benim gibi değilmiş. Ben çok uykusuz bırakmışım onu. Sonracığıma benim gibi hemen emmeyi bırakmamış, mama peşinde koşturmuyormuş. Çok dikkatli bakıyormuş. Hemen anlıyormuş, bu yeni bebek bir başkaymış. Ablası gibi huysuzluk yapmıyormuş. Zaten ben kıskançlıklarımla annemi çileden çıkartıyormuşum. Hep ilgi bekliyormuşum. Artık büyümüşüm neymiş bu şımarıklıklarım. Vallahi bezmiş. Bebeğinin keyfini süremiyormuş. Anneanneme mi gönderselermiş biraz başlarını dinleselermiş….Doktor teyzem araya girip ama benim kızım çok iyi huylu annesi, o da biraz seninle vakit geçirmek istiyor olabilir , bir de öyle düşün dese de annem söylenmeye devam etti durdu.

Doktor teyzemin yanına gittim, kolunu hafifçe çektim bana bakıp gülümsedi. Söyle kuzum dedi. Doktor teyze senin çocuğun var mı dedim. Bir oğlu varmış, ama kocamanmış. İstanbul'da okuyormuş. Yani şimdi evde yokmuş.Kulağına bir şey söyliycem dedim. Eğildi beni öptü, söyle kuzum dedi. Ben senin kızın olayım mı dedim. Bana baktığında nedense gözleri dolmuştu.

Yazan: Tülay Çonkır GÜLER
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...